+ Doğu Akdeniz Üniversitesi Forum :: DoguAkdeniz.com | Doğu Akdeniz Üniversitesi`nin En Büyük Kampüsü » Eğitim & Öğretim » Ödevler
  K.d.v

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:

Reklamlar

YENİ KAYIT YAPTIRACAK ÖĞRENCİLER

Doğu Akdeniz Üniversitesi Hakkındaki Sorularınız Buraya..

Girne Amerikan Üniversitesi Hakkındaki Sorularınız Buraya..

Yakın Doğu Üniversitesi Hakkındaki Sorularınız Buraya..

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Hakkındaki Sorularınız Buraya..

Lefke Avrupa Üniversitesi Hakkındaki Sorularınız Buraya..

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Hakkındaki Sorularınız Buraya..

 

Sayfa: [1]
Konu: K.d.v  (Okunma Sayısı 191 defa) Seçenekler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 14 Ağustos 2009, 13:00:51 »
hayaletimsi
Günün Kahramanı
*****

Avatar Yok



Teşekkür: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 618


Üyelik Bilgileri
K.d.v




GİRİŞ


Katma Değer Vergisi günümüzde satış vergilerinde görülen sakıncaları gideren modern ve en gelişmiş bir vergilendirme sistemi olarak kabul edilmektedir.

Gelişmiş bir tüketim vergisi olan ve günümüz modern ekonomik sistemlerinde kullanılan Katma Değer Vergisi (KDV), ülkemizde 1985 yılından beri başarı ile uygulanmakta olup,bütçe gelirlerinde önemli bir işlevi yerine getirmektedir.

Katma Değer Vergisi; üretim-tüketim zincirinin her aşamasında, malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkan tanıyarak değer artışını temel alan , nesnel çok aşamalı ve genel bir satış vergisidir. Yürürlüğe girdiği tarihte tek orana sahip olan KDV sisteminde, 1996 temmuz ayından itibaren çok oranlı uygulamaya geçilmiştir. KDV’nin başarılı bir şekilde uygulanmasında yeri olan düzenli belge ve kayıt sisteminin yerleştirilebilmesi için başta vergi iadesi olmak üzere çeşitli tedbirler alınmıştır.

Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1.1.1985 tarihinde yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, ”ihracat istisnası” yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. İhracat istisnasının uygulamaya konulmasındaki amaç, ihracatın artırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü artırmak olmuştur. Bilindiği gibi yurt dışı pazarlarda bütün ülkeler mallarını satmak ve yurt dışı gelirlerini arttırmak için kıyasıya rekabet yapmaktadırlar. Bu nedenle KDV uygulanan bütün ülkelerde , ihracat vergiden muaf tutulmuştur.

İhracat istisnası KDV’nin 11, 12, 32. Maddeleri ve ilgili KDV tebliğleriyle düzenlenmiştir.

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. Birincisi Türkiye’de KDV uygulamalarını değerlendirmek, ikincisi ise Türkiye’de uygulanan ihracat istisnası uygulamasının ana hatlarıyla anlatılmasına değinmekti. Bu çalışmamızda katma değer vergisinin tanıtımıyla başlayıp, ihracat, iade ve mahsup işlemlerinin neler olduğunu ve ne gibi hesapların kullanacağına değindim.

Birinci bölümde , Katma Değer Vergisi ile ilgili genel bilgilerin açıklanmasına yer verilmiştir.

İkinci bölümde ise, Katma Değer Vergisinin teorik anlamda ne olduğu ele alınmıştır. Bu bölüm üç kısımdan oluşur.

Bu bölümün birinci kısmında önce, katma değerin tanıtımı ve hesaplama yöntemleri açıklanmıştır. İkinci kısmında ise ,Katma Değer Vergisinin tanımı ,türleri ,hesaplama yöntemleri, fayda ve sakıncalarına yer verilmiştir. Üçüncü kısımda da Katma Değer Vergisinin genel özelliklerine yer verilmiştir.

Üçüncü bölümde, Türkiye’de Katma Değer Vergisi’nde ihracat istisnası uygulaması alınmıştır. Bu kısım dört bölümden oluşmaktadır.

Bölümün birinci kısmında ihracat istisnası incelenmiştir. İkinci kısmında mal ihracı, üçüncü kısmında ihracat edilmek şartıyla ihracatçılara mal tesliminde ihracat, dördüncü kısımda ise hizmet ihracatından bahsedilmiştir.

Çalışmanın son bölümü, sonuç adını taşımaktadır.


BİRİNCİ BÖLÜM

1.KATMA DEĞER VERGİSİN HAKKINDA GENEL BİLGİLER

1.1. KATMA DEĞER VERGİSİNİN VERGİ İÇİNDEKİ YERİ


Vergilendirmede esas itibarıyla iki ana yöntem vardır. Bunlar;
1)Gelirin elde edilmesi sırasın da vergilendirme
2)Gelirin harcanması sırasında vergilendirme, yöntemidir
.
Bu yöntemlerden birincisine bağlı olarak “gelir vergileri” adı altında dolaysız vergiler grubu, ikincisine bağlı olarak da “muamele vergileri” adı altında dolaylı vergiler grubu oluşmuştur.

Gelir vergisine dolaysız vergi adı verilmesinin nedeni, bu verginin doğrudan kişilerin belli bir dönemde elde ettiği gelir üzerinden ve bu gelirlerin özelliklerine ve meydana gelen değişmelere bağlı olarak alınmıştır.

Muamele vergilerinin özelliği ise, verginin mal ve hizmet fiyatlarına eklenerek alınması dolayısıyla tüketicilere yansıtılmasıdır.

Katma değer vergisi de bir muamele vergisidir. Harcamaların vergilendirilmesi alanında günümüze ulaşmış en ileri aşama olup modern bir vergilendirme tekniğine sahiptir.


1.2. KATMA DEĞER VERGİSİNİN TARİHÇESİ

İdaresi kolay, ucuz ve bol hasılat sağlayan bir vergi türü olan muamele vergilerini tarihi çok eskilere dayanmakta olup, verginin normal bir kamu geliri sayılmadığı ilk ve orta çağlarda da uygun bir uygulama alanı bulmuşlardır. Sanayi devrimine kadar gelen bu dönemde, muamele vergileri daha çok geçişlerde uygulanan bir nitelik taşırlar.

Sanayi devriminden sonra ise, sağlanan büyük verimlilik artışıyla ekonomide sanayi ve ticaret ön plana çıkmış, kitle üretimi ve kitle tüketimine ve böylece de kapalı ekonomi yapısında pazar ekonomisine geçilmiştir. Üretim ve ticaret hacmindeki bu artış, muamele vergilerinin de yaygınlaşmasına ve öneminin artmasına yol açmıştır.

Katma değer vergisi sistemi, ilk olarak Yale Üniversitesi profesörlerinden olan Thomas S. Adams tarafından 1918 yılında New Haven’de , Milli Vergilendirme Kurulun’daki konferansta ortaya atılmıştır.

Aynı yılda, Alman iş adamı ve o zaman hükümetin ekonomik danışmanı olan Dr. Wilhem Van Simene tarafından bu sistem “yeni bir muamele vergisi” olarak hükümete tavsiye edilmiştir.

Katma Değer Vergisinin ilk uygulanmaya başlanması ise, 10 Mayıs 1953’te Amerika Birleşik Devletlerinin Michigan eyaletinde olmuştur. Avrupa kıtasında ise, Katma Değer Vergisi ilk olarak en geniş anlamıyla 1954 yılında Fransa’da uygulanmaya başlanmıştır. Fransa, Katma Değer Vergi sistemini uzun süre İngiltere’nin satış vergisi tezine karşın savunmuştur. İki ülke arasındaki bu tartışma uzun yıllar devam etmiş ve Katma Değer Vergisinin,Avrupa Ekonomik Topluluğuna üye ülkeler tarafından, 1967 yılında ortak muamele vergisi olarak kabulü ile Katma Değer Vergisi lehine sonuçlanmıştır.

Ancak Katma Değer Vergisinin asıl gelişimi Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kuruluşundan sonra olmuştur. Bilindiği üzere 25 Mart 1957’de Fransa , Almanya , Belçika, İtalya, Lüksemburg, ve Hollanda tarafından imzalanan Roma Antlaşması’yla AET kurulmuştur. Ortak pazarın ana ilkeleri arasında üye ülkelerindeki vergilerin uyumlulaştırılmada bulunulması Ortak Pazar Bakanlar Konseyinin topluluk amaçlarına uygun müşterek bir muamele vergisi modeli olarak Katma Değer Vergisi’ni benimsemeleri sonucuna ulaşmıştır. Ortak Pazar’a üye ülkelerde uygulanması 1967 yılında kabul edilen Katma Değer Vergisi ile ilk olarak yaylı tip vergiler kaldırılmış ve konuyla ilgili olarak iki direktif yayımlamıştır. Birincisine göre, üye ülkeler Katma Değer Vergisi’nin ana prensiplerini de ortaya koymuştur. İkinci direktif ise ,esas olarak verginin hangi yöntemlerle uygulanacağı açıklanmaktadır.
Katma Değer Vergisi halen 34 ülkede uygulanmaktadır.

Türkiye’de 1963 yılında AET ile imzalanan ortaklık anlaşması ile, ortak pazarla ortak bir ilişkiye geçmiştir. Bu nedenle, Türk vergi sistemi çok yakın bir gelecekte AET vergi sistemi içinde yerini almak ve AET ortak Katma Değer Vergisini uygulamak zorunda kalacaktır.

1.3. TÜRKİYE’DE KATMA DEĞER VERGİSİ TARİHÇESİ

25.10.1984 tarih ve 3065 sayılı kanun ile. 1 Ocak 1985 tarihinden itibaren Türkiye’de KDV uygulamasına geçilmiştir. Ancak, KDV uygulaması fikri bu tarihten çok öncelere kadar uzanmaktadır. İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda konu ile ilgili çalışmalara başlandığı ve bu amaçla 1972 yılında Maliye Bakanlığı’nda bir komisyon kurularak ilk tasarının hazırlandığı görülmektedir. Bu ilk Türk KDV kanun tasarısı hazırlığı sırasında Almanya ile işbirliğine gidilerek tasarının iyileştirilmesinde Almanya’daki tecrübelerden faydalanılmaya çalışılmıştır. 1971, 1974, 1976, 1977 ve 1978 yıllarında Maliye Bakanlığı’nca beş kez kanun tasarısı taslağı hazırlanmıştır. Ayrıca 1980 yılında iki ayrı kanun tasarısı hazırlanarak parlamentoya sunulmuş fakat kanunlaştırılamamıştır.

1.4. TÜRKİYE’DE KATMA DEĞER VERGİSİNE GEÇİŞİ ZORUNLU KILAN NEDENLER

KDV uygulamasına geçilmesinde çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bu nedenlerin başında bu verginin çekiciliği yanında kaldırılan gider vergilerinin olumsuz etkileri de gelmektedir. Bilindiği üzere, KDV’den önce üretim aşamasını kapsayan toplu muamele vergileri uygulanmaktaydı. Bu vergilerin, üretimin vergilendirilmesine dönük olması nedeniyle, sanayi ve firmalar üzerinde baskı yaratarak kaynak dağılımını olumsuz yönde etkilediği ve finansman sıkıntısına neden olduğu bilinmekteydi.

Diğer yandan, belli aşamalarını yüksek oranlarda vergileme vergi kaçakçılığını çekici hale getirmekte, bu durum ise gelir ve kurumlar vergilerinin matrahlarının aşınmaları sonucunu doğurmaktaydı. Ayrıca, ekonomik gelişmelerin gerisinde bulunan kaldırılan gider vergileriyle ekonomide genel talep düzeyinin vergi yoluyla kontrolü sağlanamamakta ve verginin tüketim üzerindeki etkisinden yeterli ölçüde faydalanamamaktaydı.

KDV’den önceki mevcut vergileme sisteminde, sanayi üzerinde yoğunlaşan vasıtalı vergilerin yükünü ileri kademelere kaydırarak gelir ve kurumlar vergilerinin etki alanı dışında kalan vergi potansiyelini de harcamalar sırasında kavrayıp vergi gelirlerini artırmak için, KDV’ye geçmek zorunlu hale gelmişti.

KDV uygulamasına geçilmesinin diğer bir nedeni de Türkiye’nin uluslar arası ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Avrupa Birliği (AB) ile ekonomik ve mali işbirliğinin sağlanması için üye ülkelerin vergi sistemlerinin uyumlulaştırılması konusuna önem verilmekte ve KDV, AB için ortak bir vergi sistemi olarak kabul edilmiş bulunmaktadır. AB’ye tam üye oluncaya kadar geçen süre içinde , KDV’nin ülkemizde tam anlamıyla yerleştirilmesi sağlanarak, AB’ye üte ülkelerle ortak bir KDV uygulamasında zorluk çekilmemesi amaçlanmıştır.

Yukarıda belirtildiği gibi, çeşitli haklı gerekçeleri ve uzunca bir tarihi olan KDV uygulamasına geçilmesi çabaları, 2.11.1984 tarihli resmi gazetede yayımlanan 3065 sayılı kanun ile sonuca ulaşmış ve 1 ocak 1985 tarihinden itibaren Türkiye’de KDV uygulamasına geçilmiştir.

Katma değer vergisi kanunun yürürlüğe girmesiyle aşağıdaki vergiler 1.1.1985 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

• Dahilde Alınan İstihsal Vergisi
• İthalden Alınan İstihsal Vergisi
• Nakliyat Vergisi
• PTT Hizmetleri Vergisi
• İlan ve Reklam Hizmetleri Vergisi
• İşletme Vergisi
• Spor Toto Vergisi
• Şeker İstihlak Vergisi




1.5. KATMA DEĞER VERGİSİNİN ÖZELLİKLER

İ) Katma değer vergisi tarafsız bir vergidir. Ekonomik sektör ve toplumsal kesimler arasında fark gözetmez ve vergi yükü taşıyıcı kesimler arasında paylaşılır. Böylece vergi mümkün olduğu kadar geniş bir tabana ince bir tabaka halinde yayılır.

Diğer taraftan, birbirinden farklı üretim malları ve hizmetler açısından tam bir tarafsızlığın sağlana bilmesi için, Katma Değer Vergisinin tek oranla uygulanması ve hiçbir istisnanın bulunmaması gerekir. Ancak uygulamada böyle bir tarafsızlığın sağlanmadığını ve hemen her ülkede birden fazla oranın uygulanmakta olduğu ve ayrıca belli mal ve hizmetlerin vergiden istisna edildiği görülmektedir.

ii)Katma Değer Vergisinin ikinci özelliği, bu vergide vergi yükü el değiştirme safhalarının sayısından etkilenmemesidir. Bunu sağlayan da sistemin bünyesindeki indirim mekanizmasıdır. Bu mekanizma ise vergiye bir maliyet unsuru olmaktan çıkarmaktadır.

Katma değer vergisi sistemindeki indirim mekanizması ve dolayısıyla verginin el değiştirme safhalarının sayısından etkilenmemesi, yayılı muamele vergilerinde olduğu gibi firmaları dikey entegrasyona ve organizasyon sapmalarına zorlamadığından, ekonomik gelişmenin ve verimliliğin azalmasına yol açmaz.

iii) Katma değer vergisi şeffaftır. Bir mal veya hizmetin bünyesindeki vergi yükü herhangi bir safhada tam olarak bilinebilir. Çünkü Katma değer vergisi her aşamada satış fiyatının belli bir oranıdır. Bu özellik başta ihracat olmak üzere çeşitli istisnaların uygulanmasında kolaylık ve objektiflik sağlar.



1.6. KATMA DEĞER VERGİSİNİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI

1.6.1. Katma Değer Vergisinin Avantajları :

a) Katma değer vergisi, konusunun çok geniş olması nedeniyle, net vergi hasılatı açısından olumlu bir vergi türüdür.
b) Katma değer vergisi, yatırımları ve ihracatı teşvik eder. Yatırımlar, alışta borçlanılan vergilerin indirilmesiyle, ihracat ise tam istisna uygulamasıyla vergiden arındırılır.
c) Kapsamının oldukça geniş olması nedeniyle düşük oranlı uygulanabilen katma değer vergisi, vergi kaçakçılığını en alt düzeye indirir.
d) Vergi yükü, üretime katılan değer oranında, çeşitli sektörler aşamalar ve kişiler arasında yayılır. Bu durum vergi yükünün adaletli dağıtılması açısından olumludur.
e) Katma değer vergisi, mal ve hizmet akımını ve kaynakların dağıtımını hiçbir şekilde etkilememektedir.
f) Teorik olarak katma değer vergisi, gümrük ve özel tüketim vergilerinde ithal anında birlik sağlamaya ve bütün dolaylı vergilerin çıkış ülkesi esası üzerinden uygulamasına imkan vermektedir.
g) Vergi, malın her el değiştirişinde alındığından, üretimden tüketime kadar ne derece az el değiştirirse o kadar az vergi ödenmekte ve maliyet düşmektedir. Bu durum gereksiz el değiştirmelerin ve aracıların önlenmesini sağlayan önemli bir etkendir.
h) Katma değer vergisi, malın artan değeri ile ilk birlikte arttığından, milli gelir artışlarını , diğer bir dolaylı vergiden çok daha iyi izler ve vergi sistemine yapısal bir esneklik getirmiş olur.
i) Katma değer vergisi bazı yönlerden tarafsız bir vergidir. Bu vergi ile endüstriyel yapı ve ekonomik kaynakların dağılımı, optimal denge noktasından ciddi ölçüde sapmaz. Çünkü vergi sonuçta üretim birimleri üzerine değil, tüketiciler üzerinde kalmaktadır.
j) Tüketimi hedef alan diğer vergiler gibi Katma değer vergisi tasarrufları teşvik eder, enflasyonist baskıları önler. Hatta fiyat artışları ile savaşın yeni bir aracı olarak nitelendirilmektedir.
k) Katma değer vergisi sektörler arasında haksız rekabeti önler, dengeli sanayileşmeye ortam hazırlar, vergisiz sektörler yaratmaz.
l) Vergi indiriminden yararlanmak için katma değer vergisinin belgeye bağlanması, vergide oto kontrol mekanizmasının kurulmasını sağlamaktadır.
m) Katma değer vergisi, tüketimi kısma aracı olarak, selektif vergilere oranla daha genel ve etkili bir araçtır. Bu yönü ile Katma değer vergisi otomatik stabilizör niteliğindedir.
n) Katma değer vergisi, ekonomik kalkınma ve politika ile ilgili olarak daha düzenli ve güvenilir rakamlar sağlamaya yardımcı olabilir.
o) Katma değer vergisi, uluslar arası ekonomik bütünleşmeler ve uluslar arası ekonomik bütünleşmeler ve uluslar arası ticaretin geliştirilmesi açısından en uygun vergidir.

1.6.2. Katma Değer Vergisinin Dezavantajları

a) Katma değer vergisi, özellikle muhasebesi gelişmemiş olan küçük firmalar açısından karışık bir nitelik göstermektedir.
b) Tek aşamalı bir vergiden katma değer vergisine geçilen bir ülkede vergi mükellefleri birkaç kat artmakta , bu ise vergi idaresinin masraflarını yükseltmektedir.
c) Katma değer vergisinde gerektiği yerde istisna konulması ve çeşitli maddelerde vergi oranlarının farklılaştırılması diğer satış vergilerinden daha güçtür. İstisnaların fazla olması sistemin işleyişini bozabilir.
d) Hizmetlerin. Katma değer vergisi dışında tamamlayıcı bazı vergilere tabii tutulması, verginin genelliğini bozmaktadır. Servis işletmelerinde satılan malların vergiye dahil olması durumunda ise fiyat yapısında sapmalar ortaya çıkmakta ve vergi maliyetlere eklenmektedir.
e) Katma değer vergisi, ihraç mallarının fiyatlarının yükselmesine ve sonuçta satış imkanlarının kısıtlanmasına yol açmaktadır.






























İKİNCİ BÖLÜM

2. KATMA DEĞER VERGİ TEORİSİ

Katma değer vergisi doğrudan doğruya yaratılan katma değer ile ilgili olduğundan öncelikle katma değerin açıklanmasında fayda vardır.
2.1 KATMA DEĞERİN TANITILMASI

2.1.1. Katma Değerin Tanımı

Katma değer, en basit ifade ile mal veya hizmetin alış bedeliyle,satış bedeli arasındaki pozitif farktır. Örneğin alış bedeli 400 lira olan bir malın 500 liraya satılması halinde, Katma Değer (500-400)=100 liradır.

Diğer bir ifade ile; Makro ekonomi ve milli gelirler açısından katma değer bir mal veya hizmetin üretimi faaliyetinde, üretime katılan bu ekonomik faktörlerin yarattıkları ek değerdir. Makro ekonomi açısından başka bir tanımı ise, üretim faktörlerinin “emek,sermaye,doğal kaynaklar,teşebbüs”gibi üretime katılmaları karşılığında ödenen paylarının,”ücret,faiz,rant,kar”katma değeri oluşturduğu belirtilmektedir. Makro ekonomik açıdan bakıldığında, katma değeri üretim faaliyetlerine katılan faktörlerin yarattığı ek değer olarak tanımlamak mümkündür.

- Bir üretim devresinde gelir,üretime katılan faktörlere ödenen,
- Ücret ve aylıklar,
- Faiz ve rant ile,
- Müteşebbüsün net karından teşekkül etmektedir. Bu nedenle sayılan payları toplamı, gelir olarak katma değeri ile ifade eder.

Mikro ekonomik açıdan ise katma değeri bir işletme veya kişinin sattığı mal veya ifa ettiği hizmetin satış bedeli ile maliyeti arasındaki pozitif farktır. Mikro ekonomik açıdan yapılan diğer bir tanım ise bir işletmenin teslim ettiği bir mal veya yaptığı bir hizmet nedeniyle aldığı bedel ile söz konusu teslim veya hizmetin maliyet bedeli arasındaki fark “katma değer” olarak bilinmektedir.

2.1.2. Katma Değerin Hesaplama Yöntemleri

Mikro ekonomik açıdan, katma değerin hesaplanmasında çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bunlar “dolaysız ve dolaylı” olmak üzere iki şekildedir.
2.1.2.1. Dolaysız Hesaplama Yöntemleri

Dolaysız hesaplama yöntemleri, toplama yöntemi ve çıkarma yöntemi olmak üzere ikiye ayrılır.
2.1.2.1.1.Toplama Yöntemi

Bu yöntem, makro ekonomik açıdan katma değerin hesabında kullanılır.Bu yöntemde katma değer, üretim faktörlerine ödenen ücret,faiz,rant ve karlar toplanmak suretiyle hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan katma değer, Katma Değer Vergisinin matrahını oluşturur. Bu açıklamalardan sonra katma değer toplama yöntemini şu şekilde formüle edebiliriz.
Katma Değer=Ücret+Kar,Rant,Kira
2.1.2.1.2. Çıkarma Yöntemi

Mikro ekonomik açıdan çıkarma yöntemi katma değerin hesabında kullanılır. Bu yöntemde üretim veya satış değerinden mal ve hizmet alışları için yapılan ödemeler ve borçlanmalar düşünmek suretiyle katma değer saptanır.
Yatırım malları alışları tutarı,alış bedelleri tutarına dahil edilmezse elde edilen katma değer, gayrisafi hasıla tipi katma değer vergisinin matrahıdır. Yatırım mallarının alış tutarı, alış bedelleri tutarından düşülürse ulaşılan katma değer,tüketim tipi katma değer vergisi matrahıdır. Alış bedelleri tutarına sadece yatırım mallarına ilişkin amortisman malları eklenirse elde edilen katma değer, safi milli gelir tipi katma değer vergisi matrahıdır.
Bu açıklamalardan sonra,bu yönteme göre katma değeri şu şekilde formüle edebiliriz.
Katma Değer=Toplam Çıktılar-Toplam Girdiler
2.1.2.1.3. Toplama ve Çıkarma Yöntemlerinin Karşılaştırılması

Toplama yöntemi hesaplamalarında kullanılan terimler, benimsenmiş terimler olup bunlara ilişkin toplamalar,muhasebe kayıtlarında kolaylık sağlanabilmek içindir.

Çıkartma Yönteminde ise, işletmenin kattığı değer ancak üretim faktörleri satışlar üzerindeki vergiler aracılığı ile dolaylı olarak hesaplanabilir.

(AT) bu iki yöntemden Çıkarma yöntemini önermektedir. AT’nin çıkarma yöntemini önermesinin en önemli nedeni,bu yöntemde satış fiyatları içindeki verginin,üretiminin herhangi bir aşamasında hesaplanabilmesi ve vergilenebilmenin ona göre yapılabilmesi olmuştur.

2.1.2.2. Dolaylı Hesaplama Yöntemi

Bu yöntemde katma değerin hesabı yapılmadan, doğrudan doğruya Katma Değer Vergisi hesaplanmıştır. Bu hesaplanan Katma Değer Vergisinden gerekiyorsa “katma değerin” hesabı yapılmaktadır.

2.2.KATMA DEĞER VERGİSİNİN TANITILMASI

Katma değer vergisi yayılı karakterde bir muamele vergisi olup vergi her el değiştirme safhasında alınır. Ancak verginin matrahı o safhanın satış fiyatı değil, yaratılan katma değerdir.

2.2.1.Katma Değer Vergisinin Tanımı

Katma değer vergisi, mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar geçen üretici, tüketici, yarı toptancı, perakendeci gibi her aşamada katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı katma değer olan ve sonunda tümü tüketici üzerine kalan bir vergidir.

Katma Değer Vergisi (KDV),üretim ve tüketim zincirinin her aşamasında, malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkan tanımak suretiyle değer artışını temel alan , gayri şahsi, çok aşamalı,genel bir satış vergisidir.
Ticari işletmeler diğer işletmelerden aldıkları mal ve hizmetler üzerine kendi iş gücünü, sermayesini kullanarak bir değer katmaktadırlar.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere katma değer , bir malın satış değeri ile bunun yapılması için gerekli olan girdilerin (maliyet unsurlarının) alış fiyatı arasındaki farktan oluşmaktadır.

2.2.2. Katma Değer Vergisinin Türleri

Yatırım malı satın alımlarına ilişkin olarak ödenen girdi vergisinin indirilip indirilmemesi konusunda, teoride üç ayrı yöntem vardır. Bu yöntemlerden hangisi uygulanmaktaysa KDV buna göre şekil almaktadır. Teoride üç ayrı katma değer anlayışı ve bunun sonucu olarak da üç ayrı Katma Değer Vergisi tipi mevcuttur.
Birbirinden farklı bu değerlerin matrah olarak kabul edilmesine göre sırasıyla, “Gayrisafi Hasıla tipi, Gelir tipi ve Tüketim tipi” Katma Değer Vergisi olmak üzere üç ayrı sistem ortaya çıkar.

2.2.2.1. Gayrisafi Hasıla Tipi Katma Değer Vergisi

Bu türe göre, KDV’nin matrahı gayrisafi katma değerdir. Bir başka deyişle , bu tip KDV’de diğer firmalardan satın alınan sermaye mallarının bedellerinin, bunların yıpranma payı olan amortismanların ve yıl içerisindeki stok artışlarının matrahtan düşülmesine izin verilmemektedir.

Kapalı bir ekonomide gayrisafi hasıla türü KDV’nin makro düzeyde toplam matrahı

Matrah=GSMH=Tüketim +Yatırım=Ücret+Kar+Faiz+Rant+Amortisman,
şeklinde hesaplanmaktadır.

Firma açısından KDV matrahı ise,

Matrah=Katma Değer=(Satışlar+Stok Artışları)-Alışlar,
şeklinde hesaplanmaktadır.

Bu tür KDV uygulaması sermaye yoğun üretim metotlarını kullanan teşebbüsleri cezalandırmaktadır. Çünkü, sermaye malları önce satın aldığı sonra da amortisman ayrıldığı zaman olmak üzere iki kez vergilendirilmektedir.

2.2.2.2. Gelir Tipi Katma Değer Vergisi

Gayrisafi hasıla tipi KDV’de olduğu gibi, gelir tipi KDV’de de satın alınan sermaye malları bedelleri ve yıl içindeki stok artışları matrahtan indirilememektedir. Ancak, gayrisafi hasıla tipinden farklı olarak, sermaye mallarının amortismanlarını vergi matrahından indirilmektedir.
Böylece, kapalı ekonomide gelir türü KDV’nin toplam matrahı milli gelire eşit olmaktadır. Gelir türü KDV’nin makro düzeydeki toplam matrahı:
Matrah=Tüketim+Yatırım-Amortisman=Ücret+Kar+Faiz+Rant,
şeklinde hesaplanmaktadır.

Firma açısından matrah ise;

Matrah=Net Katma Değer= (Satışlar+Stok Artışları)-(Alışlar+Amortismanlar),
Şeklinde hesaplanmaktadır.

Böylece, gelir türü KDV’de sermaye mallarının çifte vergilendirilmesi, amortismanlara indirim imkanı tanınarak, önlenmiş olmaktadır.

2.2.2.3.Tüketim Tipi Katma Değer Vergisi

Tüketim tipi KDV’de, diğer firmalardan sarın alınan mal ve hizmet bedelleri sermaye mallarının bedelleri de dahil olmak üzere firmanın satış hasılatından düşülmektedir. Dolayısıyla , tüketim tipinde amortismanların vergi matrahından düşülmesi söz konusu değildir. Bir başka deyişle, tüketim türü KDV’de yüzde 100 oranında hızlandırılmış amortisman uygulanmaktadır ki, bu da sermaye mallarının vergiden istisnası demektir.

Kapalı ekonomide tüketim tipi KDV’nin matrahı:
Matrah=Tüketim=Ücret+Kar+Faiz+Rant+Amortisman-Yatırım,
şeklinde hesaplanmaktadır.

Firma açısından mikro düzeyde matrah ise:
Matrah=Satışlar-Alışlar,
şeklinde hesaplanmaktadır.

Finlandiya ve Türkiye hariç, KDV’yi uygulayan bütün ülkeler tüketim tipi KDV’yi kullanmaktadır. Ülkemizde uygulanan KDV türü gelir tipi KDV ile tüketim tipi KDV’nin karışımı şeklindedir. Katma Değer Vergisi Kanunun (KDVK)31’inci maddesine göre amortismana tabi kıymetlerin katma değer vergisi, bunların aktife girdiği yada kullanılmaya başlanıldığı vergilendirme döneminden itibaren 3 yıl içinde ve 3 eşit miktarda indirim konusu yapılabilmektedir. Ancak, yatırım teşvik belgesine bağlanan yatırımlarda kullanılacak amortismana tabi iktisadi kıymetlerin KDV’si, bunların aktife girdiği veya kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren 1 yıl içinde indirilmektedir. Dolayısıyla, Türk KDV Sisteminde teşvik belgeli yatırımlar için tüketim tipi, diğer yatırımlar için ise, gelir tipi KDV benimsenmiştir.

2.2.3. Katma Değer Vergisini Hesaplama Yöntemleri

KDV’nin hesaplanmasında üç ana yöntem vardır. Bu yöntemler:
• Toplama yöntemi
• Çıkarma yöntemi
• Vergi mahsubu yöntemi

Bunlardan ilk ikisi dolaysız, üçüncüsü ise dolaylı hesaplama yöntemidir.

2.2.3.1. Toplama Yöntemi

Gelir tipi KDV’ye uygun olan toplama metoduna göre, KDV’nin matrahı üretim faktörlerine yapılan ödemelerin toplamıdır. Diğer bir ifadeyle ücret,kar,rant ve faiz toplamı KDV matrahını oluşturmaktadır. Ancak, karın hesabında amortismanların düşülmesi gerekmektedir.

2.2.3.2. Çıkarma Yöntemi

Çıkarma metodunda , KDV matrahına ulaşmak için satışlardan alışların ve sermaye mallarının düşülmesi gereklidir. Ayrıca, firma içinde üretilen yatırım malları ve stok artışları toplam yatırıma dahil olduklarından bunlarında matrahtan düşülmesi gerekmektedir. Bu yöntem stok değerlendirmelerine ve amortisman ayrılmasına ihtiyaç göstermemesi nedeniyle, yönetimi kolay bir yöntem olup tüketim KDV’ye uygundur.


2.2.3.3. Vergi Mahsubu Yöntemi

Dolaylı hesaplama yöntemi olarak da adlandırılan bu yöntem KDV’yi uygulayan tüm ülkelerde kabul görmektedir.

Bu yöntemde ödenecek KDV, satış tutarları üzerinde hesaplanacak KDV’den alışlar üzerinden ödenen KDV’nin mahsup edilmesi suretiyle bulunur.

Bu yöntemin başlıca faydası toplam vergi yükü ve hasılatını azaltmadan, üretim ve dağıtımın çeşitli aşamalarına ait vergi oranlarının farklılaştırılabilmesine imkan tanımasıdır. Toplama ve çıkarma yöntemlerinde mümkün olmayan bu avantajın nedeni, bu yöntemde malın tüm değeri üzerinden hesaplanan vergi miktarını perakende satış aşamasında uygulanan vergi oranının belirtilmesidir.

Vergi mahsup yönteminin diğer bir faydası, gerek kendi bünyesinde, gerekse vergi sisteminin tümünde bir oto kontrol mekanizması kurmasıdır. En basit şekliyle ifade edecek olursa, KDV’ye tabi mükellef indirim yapabilmek için kendisine teslimde bulunan veya hizmet ifa eden diğer mükelleflerden belge talep edecek ve bu şekilde tüm alımlar ve satışlar belgeye tabi olacaktır. Diğer yandan, KDV vesilesiyle mükelleflerin tanzim atmak zorunda oldukları belgeler aynı zamanda gelir ve kurumlar vergilerinin matrahının belirlenmesinde de kullanıldıklarından , bu vergilerin hasılatlarının da garanti altına alınması mümkün olabilecektir.

2.2.3.4. Katma Değer Vergisinin Diğer Satış Vergileriyle Karşılaştırılması

KDV teorisiyle ilgili yukarıdaki açıklamalardan sonra , KDV ile diğer satış vergilerinin karşılaştırılmasında yarar görülmektedir. Ancak, özel satış vergileri tek bir malı vergilendirdiğinden KDV’ye bir alternatif oluşturmakta ve bu nedenle karşılaştırma dışı bırakılmaktadır.

KDV’nin diğer genel satış vergilerine göre sahip olduğu avantajlar şunlardır.
• Tarafsız bir vergi olan KDV, tüketici tercihlerini, faktör hızını ve üretim metotlarının seçimini etkilememektedir.
• Tasarruflarını, sermaye kazançlarını ve yatırımlarını vergilendirmediği için yatırımları teşvik etmektedir.
• İhracat KDV’den muaf tutulduğu için ihracat teşvik edilmekte ve ödemeler dengesine olumlu etkide bulunmaktadır.
• KDV’de üretim ve dağıtım sürecinin her bir aşaması o aşamada yaratılan katma değer üzerinden verildiğinden, ciro tipi genel satış vergisindeki gibi mükerrer vergileme söz konusu olmamaktadır. Ayrıca KDV, vergi indirimi mekanizması aracılığıyla , ciro(şelale) tipi genel satış vergisinin yarattığı dikey entegrasyonu önlemekte, böylece çeşitli mallarla farklı oranlar uygulanmasını ve hizmetlerin aynı düzenleme içinde vergilenmesini mümkün kılmaktadır.
• KDV’nin vergi mahsubu Yöntemiyle birlikte uygulanması fatura kullanımını çekici hale getirerek vergi kaçakçılığı önlenmekte yada azalmaktadır. Halbuki, tek aşamada uygulanan toplu genel satış vergilerinde oranın yüksek tutulması zorunluluğu vergi kaçakçılığını özendirmektedir.

Yukarıda belirtilen avantajlara karşılık,KDV’nin bazı dezavantajları da bulunmaktadır. KDV’nin en önemli dezavantajı, tıpkı ciro tipi genel satış vergisinde olduğu gibi, mükellef sayısının artmasıdır. KDV’nin çok sayıda mükellefe ve mala uygulanma zorunluluğu, tüm mal ve hizmetler için tek oranlı bir uygulamayı yönetim kolaylığı açısından en uygun çözüm haline getirmektedir. Ancak ,uygulamada, çeşitli nedenlerle birden fazla oran uygulanmakta ve bazı istisnalara yer verilmektedir. Bu ise, esasen hayli zor olan KDV uygulamasını daha da güçleştirmektedir.

2.3.TÜRK KATMA DEĞER VERGİSİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

3065 sayılı ve 25.01.1984 kabul tarihi “Katma Değer Vergisi Kanunu” 1.1.1935 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten günümüze daha sonra çıkarılan çeşitli kanunlarla Katma Değer Vergisinin bazı maddeleri değiştirilmiştir.
Türkiye’de Katma Değer Vergisi Kanunu hazırlanırken, katma değer vergisi teorisi, Avrupa Topluluğu’nun direktifleri ve AT’ye üye belli başlı ülkelerin uygulamaları ile Türkiye’nin ekonomik ve mali yönden özellikleri, vergi sistemi ve kanunları göz önünde bulundurulmuştur.

Katma Değer Vergisi Kanunu,altı kısımdan oluşmaktadır. Bunlar sırasıyla; Mükellefiyet, İstisnalar, Matrah, Nispet ve İndirim Verginin Tarhının Ödenmesi, Usul Hükümleri, Çeşitli Hükümler ana başlıklarından oluşmaktadır. Bu bölümde yukarıda söz edilen kısımları, Katma Değer Vergisinin ana yapısı içerisinde açıklamaya çalışacağız.

2.3.1. Vergi Mükellefiyeti

Katma Değer Vergisi mükellefi, vergi konusuna giren işlemleri yapandır. Kişinin gerçek ya da tüzel kişi olması vergi yükümlülüğünü etkilememektedir.
AT Konseyi mükellefi;imalat, ticaret veya hizmet ifası faaliyetlerine bağlı işlemleri kar gayesi güderek veya gütmeyerek bağımsız bir şekilde ve devamlı olarak icra eden kimseler olarak tanımlamıştır.

Mükellef sayılmak içim bağımsız olarak ve devamlı şekilde yapılması zorunludur. Buna göre ücretliler Katma Değer Vergisine (bağımsız çalışmadıkları için) tabi değildirler.

Türk Katma Değer Vergisi Kanunu’nun birinci kısmı olan mükellefiyet,üç bölümde düzenlenmiştir. Bunlar “Verginin Konusu, Mükellef ve Vergi Sorumlusu, Vergiyi doğuran olay”dır.

2.3.1.1 Verginin Konusu

Katma Değer Vergisi’nin konusu, vergiye tabi olan malların üreticiden toptancıya,toptancıdan perakendeciye, perakendeciden tüketiciye intikali sırasında
meydana gelen katma değerlerdir.
KDV’nin konusu, basit bir ifadeyle, Kanun 1.maddesinde belirtilen işlemlerdir. İşlem ise, “ mal teslimi veya hizmet ifası “olarak tarif olunabilir.

KDV Kanunu’nun 1. Maddesi, hangi işlemlerin bu vergi kapsamına girdiğini belirtmektedir. Maddenin kapsamına girmeyen işlemler KDV’ye tabi tutulamaz. Bu itibarla 1.madde KDV Kanunu’nun en önemli en karmaşık maddelerinden biridir.

KDV’den söz edebilmek için;
• Mal teslimi veya hizmet ifası şeklindeki bir işlem mevcudiyeti,
• İşlemin Türkiye’de yapılmış olması,
• İşlemin ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılması gerekir.

İşlemin Türkiye’de Yapılması

Bir işlemin vergiye tabi tutulabilmesi için, o işlemin Türkiye Cumhuriyeti hükümranlık sahası içinde yapılmış olması gerekir. KDV uygulamasında işlemin Türkiye’de yapılmış sayılması bakımından hangi esasların geçerli olduğunu, Kanun’un 6.maddasinde belirtilmiş olup, söz konusu madde ile ilgili bölümde bu esaslar açıklanmıştır.

Türk Katma Değer Vergisi Kanunu’nda vergi konusunun “verginin konusunu teşkil eden işlemler, teslim, teslim sayılan haller,hizmet, hizmet sayılan haller, işlemlerin Türkiye’de yapılması, uluslar arası taşıma işleri” başlıkları altında toplandığı görülmektedir.




2.3.1.1.1. Teslim

Mal teslimi, hem KDV’nin konusunu teşkil eden işlemlerinden biridir, hem de bu işlemin vergilendirilebilir hale gelmesini sağlayan önemli bir fiildir. Tabiatıyla vergilendirilebilmeden bahsedebilmek için söz konusu teslimin KDV kapsamına (md:1) girmesi şarttır.

Katma Değer Vergisinin Kanunu’nun 2.maddesi teslimin ne olduğu, 1.maddede sözü edilen şekline uygun olarak belirtilmek istenmiştir. Çünkü teslim bir yandan vergiyi doğuran olay olmakta, diğer yandan da bu olayın ilk ve en önemli öğesini teşkil etmektedir. İşte bu nedenle teslim kavramının bu yasa açısından çeşitli yöneliriyle açıklanmasında zorunluluk duymuştur.

Katma Değer Vergisinin 2.maddesinin 1 nolu bendinde yer alan teslim tanımı şöyledir.

“Teslim bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesinin başlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii edilmesi de mal teslimidir.”

Bu hükümde teslim, genel ifade ile bir mal üzerindeki tasarruf hakkının devri olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre Katma Değer Vergisi açısından teslim olayının iki ana unsuru bulunmaktadır.

Bunlardan birincisi malın mevcut olmasıdır. İkincisi ise mal üzerindeki tasarruf hakkının devredilmesidir.
Bu nedenle bir malın ödünç olarak başkasına verilmesi teslim hükmü dışında kalmaktadır. Bununla birlikte aynı şeyin doğrudan doğruya alıcıya verilmemekle birlikte mülkiyetini ve intikal ettirecek şekilde alıcı adına hareket edenlere verilmesi, alıcının ve alıcı adına yetkili olanların gösterdiği herhangi bir yere veya kişilere tevdii ve gönderilmesi teslim hükmünde sayılmıştır.

2.3.1.1.2. Teslim Sayılan Haller

Mal mübadelesinde KDV’yi doğuran işlem, malın teslimidir. 3.madde ile ilgili gerekçede de belirtildiği üzere, genel ve teorik anlamda KDV’ye tabi tutulması gerektiği halde, tam olarak teslim tarifine girmemiş veya bu tarife girip girmediği konusunda tereddüt duyulabilecek işlemlerin vergi dışı kalmasını önlemek amacıyla, bazı işlemlerin teslim sayıldığı hususu, KDV Kanunu’nun 3.maddesiyle hükme bağlanmıştır.

2.3.1.1.3. Hizmet ve Hizmet Sayılan Haller

Ticari,sınai,zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan hizmetler,hizmet ithalatı ve 1.maddenin 2.fıkrasında sayılan diğer hizmetler KDV’ye tabi bulunmaktadır.

Hizmetin tanımı KDVK’nın 4.maddesinde şu şekilde yapılmıştır.
“Hizmet, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir.” (KDVK md. 4/1)

Katma Değer Vergisi Kanunu’nda hizmet sayılan haller ise, “Vergiye tabi bir hizmetten, işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlandırılması hizmet sayılır.”şeklinde açıklanmıştır.(KDVK mad.5)



2.3.1.2.Vergi Mükellefi ve Vergi Sorumlusu

Vergi mükellefi ve vergi sorumlusu Türk Katma Değer Vergisi Kanunu’nun birinci kısmının ikinci bölümünde iki madde halinde düzenlenmiştir. Bunlardan bir madde “Mükellef” diğer madde ise “Vergi Sorumlusu”tanımlanmıştır.

2.3.1.2.1. Vergi Mükellefiyeti

Katma Değer Vergisinin 8.maddesinde, mükellef vergiye tabi işlemleri yapan kişiler olarak tanımlanmıştır. Katma Değer Vergisi Kanunu’nda vergiye tabi işlemlerin mahiyetleri sayılarak bunlara göre mükellef tutulacak kişiler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Diğer yandan vergiye tabi işlem söz konusu olmadığı veya Katma Değer Vergisini fatura veya benzeri vergilerle göstermeye hakkı bulunmadığı halde, düzenlediği belgelerde, Katma Değer Vergisi gösterenlerde vergi ödemekle mükellef kılınmışlardır.

2.3.1.2.2. Vergi Sorumlusu

Bilindiği üzere Katma Değer Vergisinde asıl mükellef teknik açıdan, vergi yükü üzerinde kalan kişi olmaktadır.(yani mükellef) 8.madde de ise mükellef olarak tanımlananlar, gerçekte vergi mükellefi olmayıp, topladığı vergileri idareye yatırmakla yükümlü kılınan kişidir .Ancak vergilendirmenin bütün yükümlülükleri bu kişilere yüklendiği için mükellef gibi sayılıp sorumlu tutulmuşlardır denilebilir.

Türk Katma Değer Vergisi Kanunu’nda vergi sorumlusu, vergi alacağını güvence altına almak amacıyla düzenlenmiştir. Kanuna göre “mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkez veya iş merkezinin bulunmaması hallerinde veya gerekli görülen diğer hallerde Maliye ve Gümrük Bakanlığı,vergi alacağının emniyet altına alınması bakımından vergiye tabi işlemlere taraf olanları veya diğer bir şahsı veya şahısları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceklerdir.”(KDVK mad.9)
Madde de belirlenen “gerekli görülen diğer haller”den hedef, mükelleflerin idarece takibin güç olduğu, dolayısıyla verginin tarh,tahakkuk ve tahsilat safhalarında kaybının muhtemel ve mümkün olabileceği durumlar olmalıdır.

2.3.1.3. Vergiyi Doğuran Olay

Genel olarak her vergi kanununda o verginin özelliklerine göre doğuşu için geçerli sayılan olaylar ve hukuki koşullar belirlenmiştir. Bu genel ilke çerçevesinde vergiyi doğuran olay Türk Vergi Usul Kanunu’nun 19.maddesinde, vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın oluşumu veya hukuki durumun gerçekleşmesi ile doğar biçiminde tanımlanmıştır. Buna göre vergi kanunlarında verginin doğuşu yada maddi bir olayın meydana gelmesine veya hukuki işlem veya durumun gerçekleşmesine bağlanmalı, söz konusu durumlar uygulamada duraksamaya meydan vermeyecek bir biçimde belirlenmiş olmalıdır.

Katma Değer Vergisi genel anlamda nal teslimini veya hizmet ifasını kapsamına alan bir vergi olduğundan bir bu vergi türünde vergiyi doğuran olay malın teslim veya hizmetin yapılaması ile ortaya çıkar. Ancak istisnai olarak teslim veya ifa daha önce fatura veya benzeri belge düzenlenmesi,vergilemesi veya alınması halinde vergiyi doğuran olay vesikanın düzenlediği anda meydana gelmiş sayılmaktadır. Bu anlayış biçimi tüm Katma Değer Vergisini uygulayan ülkelerde geçerlidir. Teslim ve ifadeden önce vesika düzenlediği anda vergiyi doğuran olayın meydana geldiği kabul edilmekte,vergi alacağının zamanında kavranması ve emniyet altına alınması amacı güdülmektedir.

1985 yılı başından itibaren uygulamaya giren Katma Değer Vergisi’nin en önemli konularından biri vergiyi doğuran olayın kesin olarak saptanabilmesidir. Bu nedenle vergiyi doğuran olayın tam olarak bilinmesi ve kavranması kanunun sağlıklı bir biçimde işlerlik kazanabilmesi için zorunludur.

Madde 10 – Vergiyi Doğuran Olay
a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması,
b) Malın tesliminden veya hizmet yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarlarla sınırlı omak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi,
c) Kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması,
d) Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda, malların alıcıya teslimi,
e) Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde,malın nakliyesine başlanması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii,

2.3.2. İstisnalar

KDVK’nın 11-17’inci maddeleri ile Geçici 6, 8 ve 9’uncu maddelerinde düzenlenmiş bulunan istisnaların bir kısmı tam istisna , diğerleri ise kısmi istisna niteliğindedir. Söz konusu Kanunun 32’nci maddesi hükmüne göre tam istisna niteliğinde olan işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler indirim konusu yapılmakta, indirim mümkün olmaması halinde ise mükelleflere iade olunmaktadır. Oysa, bu istisnalar dışında kalan ve kısmi istisna niteliğinde olan işlemlerde yüklenilen vergiler ne indirim ne de iade konusu yapılabilmekte, işin mahiyetine göre gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaktadırlar.

2.3.2.1. Tam İstisna Niteliğinde Olan İşlemler

KDVK’nın 32’inci maddesi hükmüne göre tam istisna niteliğinde olan işlemler şunlardır:
• İhracat istisnası

KDVK’nın 11’inci maddesinde düzenlenmiş bulunan ihracat istisnası kapsamı içinde KDV’den müstesna teslim ve hizmetler şunlardır:

 İhracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler.
 Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına ***ürdükleri mallar. Bu malların teslimi anında KDV tahsil edilir, ancak gümrükten malın çıkışı anında faturanın veya belgenin ibrazında tahsil edilen KDV iade olunur.
 İhraç dilmek şartıyla imalatçılar tarafından kendilerine teslim edilen mallara ait KDV , ihracatçılar tarafından ödenmez mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur. Söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur
• Araçlar ve petrol aramalarında istisna

Bu istisna kapsamı içinde olup KDVK’nın 13’üncü maddesinde yer alan KDV’den müstesna teslim ve hizmetler şunlardır:
 Mükelleflere işletmelerinde kullanacakları deniz, hava ve demir yolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri ile bunların tadili, onarımı ve bakımı şeklinde ortaya çıkan teslim ve hizmetler.
 Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler.
 Petrol Kanunu hükümleri gereğince petrol arama faaliyetlerine münhasır olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan hizmetler ile mal teslimleri.

• Transit Taşımacılık İstisnası

Transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasında deniz, hava, kara ve demiryolu ile yapılan yük ve yolcu taşıma işleri, KDVK’nın 14’üncü maddesi kapsamında, vergiden müstesnadır.

• Diplomatik İstisnalar

KDVK’nın 15’inci maddesinde düzenlenen aşağıdaki teslim ve hizmetler diplomatik istisnalar kapsamı içinde KDV’den müstesnadır.
 Karşılıklı olmak kaydıyla, yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilciliklerine, konsolosluklarına ve bunların diplomatik haklarına sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler.
 Uluslar arası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslar arası kuruluşlara ve bunların mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler .

2.3.2.2. Kısmi İstisna Niteliğinde Olan İşlemler

KDVK’nın 32’inci maddesi kapsamı dışında kalan ve kısmi istisna niteliğinde olan işlemler ise şunlardır:

• İthalat İstisnası

Aşağıdaki teslim ve hizmetler KDVK’nın 16’ıncı maddesine göre ithalat istisnası kapsamı içinde KDV’den müstesnadır.
 Yurt içinde teslim veya ifası KDV’ye tabi bulunmayan mal veya hizmet ithali
 Gümrük Kanunun 7’inci maddesinin 3, 4, 5, 6, 7 numaralı bentleri ile 8, 9, 10, 12, 13, 119 ve 132’inci maddeleri uyarınca gümrük vergisinden muaf veya müstesna olarak ithal edilen eşyanın, aynı kayıt ve şartlarla ithali .
 Transit, aktarma , gümrük antreposu, geçici depo, gümrük sahası, serbest bölge rejimleri çevresinde yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları.

• Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar

KDVK’nın 17’inci maddesinde düzenlenmiş bulunan bu istisnalar şunlardır:

 Kültür ve Eğitim Amacı Taşıyan İstisnalar: Kamu kurum ve Kuruluşları ile sendikalar, siyasi partiler, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, emekli ve yardım sendikaları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların ;
• İlim, fen, güzel sanatları ve tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetleri,
• Tiyatro, konser salonu, kütüphane, sergi, okuma ve konferans salonları ile spor tesisleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kültür ve eğitim faaliyetlerine ilişkin teslim ve hizmetleri,KDV’den müstesnadır.

 Sosyal Amaç Taşıyan İstisnalar: Yukarıda sayılan kurum ve kuruluşların hastane, dispanser, kan bankası, parklar, laboratuvarlar, yurtlar, huzurevleri ve benzeri yerleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri ile bu kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal ve hizmet ifaları ve kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları KDV’den istisna edilmiştir.
 Askeri Amaç Taşıyan İstisnalar: Askeri fabrika, tersane ve atölyelerin kuruluş amaçlarına uygun olarak yaptıkları teslim ve hizmetleri KDV’den müstesnadır.
 Diğer İstisnalar:

- Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olan küçük çiftçiler ile kazançları ***ürü gider usulüne göre tespit edilen çiftçiler tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- İktisadi işletmelere dahil olmayan gayri menkullerin kiralanması işlemleri,
- Banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine ilişkin işlemler,
- Darphane ve Damga Matbaası tarafından yapılan teslim ve hizmetler,
- Külçe altın, döviz, para,damga pulu, harç pulu, değerli kağıtlar, taşıt pulu, hisse senedi ve tahvil teslimleri ,
- Zirai sulama amaçlı su teslimleri,kamu kuruluşları, tarımsal kooperatifler ve çiftçi birliklerince yapılan arazi ıslahına ait hizmetler,
- Boru hattıyla yapılan yabancı ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınması hizmetleri,
- Gelir Vergisi Kanunun 81’inci maddesinde tarif edilen, sahibi ölen işletmelerin mirasçıları tarafından işletilmek üzere aynen devralması işlemleri ve şahıs şirketlerinin anılan maddede yazılı şartlarla sermaye şirketleri haline dönüşmeleri ile Kurumlar Vergisi Kanunun 37 ve 39’uncu maddelerinde belirtilen kurumların devir işlemleri KDV’den müstesnadır.

• Konut İnşaatlarında İstisna

 KDVK Geçici 8’inci maddeye göre net alanı 150 metrekareye kadar olan konutların teslimi ile konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt 31.12.1997 tarihine kadar KDV’den müstesnadır.
 Sadece 150 metrekareyi aşmayan konutlar için yapılan inşaat taahhüt işlerine münhasıran olmak üzere, kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları ile belediyelere yapılan inşaat taahhüt işleri KDVK Geçici 9’uncu maddesi gereği 31.12.1997 tarihine kadar KDV’den müstesnadır.

KDV’den İstisna edilmiş olan son bir teslim ve hizmet de, 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiş bulunan, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine yapılan teslim ve hizmetlerdir. Yapılan bu düzenleme, KDVK’nın 29’uncu maddesinin 1’inci fıkrası hükmüne göre geçersiz sayılmalıdır. Çünkü, adı geçen madde hükmüne göre, KDV’ye ilişkin istisna ve muafiyetler ancak KDVK’ya hüküm eklemek veya bu kanunda değişiklik yapmak suretiyle düzeltilebilir.

2.3.3. Katma Değer Vergisinde Matrah, Oran, İndirim

Türkiye’de KDVK’nda , üçüncü kısımda “matrah, oran, indirim”, üç bölüm olarak yer almıştır.




2.3.3.1. Katma Değer Vergisinde Matrah

Katma değer vergisinin matrahı, üretim-dağıtım zincirinin her aşamasında oluşan “katma değerler” toplamıdır.

KDVK’nun 20-27’inci maddelerinde KDV matrahının nasıl tespit edileceğine dair hükümler yer almaktadır. Matrah, üzerinden KDV hesaplanacak olan (KDV oranının uygulanacağı) meblağdır.

Kanunun 20’inci maddesinin 1 no’lu fıkrasında , KDV;ye tabii mal ve hizmet ifalarında KDV matrahının , o teslim veya hizmetin BEDELİ olduğu hükme bağlanmıştır.


2.3.3.2.Katma Değer Vergisinde Oran

22.12.1992 tarih ve 92/3896 sayılı BKK. İle mal ve hizmetlere uygulanacak KDV oranları aşağıdaki gibidir.(KDVK Md. 28) (1.11.1993 tarihinden itibaren yürürlüğe giren ve 27.11.99 tarih ve 99/13648 sayılı BKK. İle değişik)

a) Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi her işlem için %17
b) 1 sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, %1
c) 2 sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8
d) 3 sayılı listede Gümrük tarife istatistik Pozisyon numaraları belirtilen
malların teslimleri ile aynı listede yer alan teslim ve hizmetler için %25
e) ( 1.1.1996 tarihinde yürürlüğe giren 95/7612 sayılı BKK ile ek ) IV sayılı listede yer alan malların teslimlerinde ve Finansal Kiralama Kanunu’na göre finansal kiralama şirketlerine veya finansal kiralama şirketlerince teslimi veya kiralanmasında katma değer vergisi %40

Ancak son günlerde BKK yeni kararıyla KDV oranları tekrar değişikliğe uğradı.
(2001/2344 22/12/1992 tarihli ve 92/3896 sayılı Kararnameye ektir.)

Mal ve hizmetlere uygulanacak katma değer vergisi oranlarının tespitine ilişkin Karar’da ekte belirtildiği şekilde değişiklik yapılması; Maliye Bakanlığı’nın 2/5/2001 tarih ve 24191 sayılı yazısı üzerine, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 28 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 7/5/2001 tarihinde kararlaştırılmıştır.

7/5/2001 Tarihli ve 2001/2344 Sayılı Kararnamenin Eki Karar

MADDE 1- ıı27.11.1999 tarihli ve 99/13648 sayılı Kararname ile değişik 22.12.1992 tarihli ve 92/3896 sayılı Kararnamenin eki Karar’ın 1 inci maddesinin (a) bendinde yer alan “% 17” oranı “ %18”, (d) bendinde yer alan “% 25” oranı “% 26” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2- Bu Karar 15.05.2001 tarihinde yürürlüğe girer.
Bu karar 10.05.2001. tarihinde 24398 nolu resmi gazetede yayınlanmıştır.

KDV “Tek oranlı “ olabileceği gibi, “çok oranı” ve “sıfır oranlı” olarak da uygulanabilmektedir. KDV’nin tek oranlı olması halinde, tüm malların teslimi ve hizmet ifası için aynı oran uygulanır. Yani KDV’ne dahil tüm mallar teslimi ve hizmet ifası için hesaplamada tek oran uygulanmaktadır. KDV’nin çok oranlı uygulanması , genellikle mal ve hizmetler arasında “zorunlu-lüks” mal ve hizmet veya “teşviki icap ettiren veya ettirmeyen” mal ve hizmet biçiminde ayırımlar yapılması gerektiğinden zorunlu olmaktadır. Çok oranlı bir KDV’nde oranlar, aşağıdaki oranlardan oluşmaktadır.

- Standart Oran: Genel olarak malların teslimi ve hizmet ifası durumlarında uygulanan bir orandır.
- İndirimli Oran: Daha çok zorunlu veya teşviki gereken mal ve hizmetlere uygulanan bu oran , standart oranın altında olur.
- Yükseltilmiş Oran: Bu oran lüks veya teşviki gerekmeyen mal ve hizmetlere uygulanır ve standart oranın üstündedir.

“KDV’nde, oranların hangi miktarlarda belirleneceğine ilişkin yaygın bir görüş yoktur. Bu nedenle ülkeler kendi koşullarına en uygun oranı seçip uygulanmaktadırlar.



2.3.3.3. Katma Değer Vergisinde İndirim

KDV’ni diğer işlem vergilerinden ayıran en önemli özellik, vergi indirimi mekanizmasıdır. Mekanizmanın işleyişi, satışlar üzerinden hesaplanan KDV’den, bu satışların girdilerine ilişkin olarak ödenen KDV’nin indirilmesi esasına dayanmaktadır.

Vergi mükellefi, KDV sistemi içinde, aracı görevi yapar. Sattığı mal ve hizmetler üzerinden tahsil ettiği vergiden mal ve hizmet alışında ödediği vergiyi indirir, bakiyesini devlete öder. Bu işlem her safhadaki mükellef tarafından tekrarlanır. Sonuçta devlete ödenen KDV, tüketicinin mal ve hizmet satın aldığı zaman, vergisiz satış bedeli ile vergi oranının çarpımı suretiyle ortaya çıkan vergiye eşit olur.

2.3.4. Verginin Tarhı ve Ödenmesi

KDV’de, verginin tarhı ve ödenmesi başlığı altında , vergilendirme usulleri, vergilendirme dönemi ve beyan esası, tarh işlemleri, verginin ödenmesi ve gümrük idarelerince KDV’ye ilişkin hükümlerin neler olduğu hususu saptanmıştır.

2.3.4.1. Vergilendirme Usulleri

KDVK’nda esas itibarıyla iki vergilendirme usulü öngörülmüştür. Bunlar, Gerçek usulde vergilendirme ve ***ürü usulde vergilendirme usulleridir.
KDV’nde temel vergilendirme usul gerçek usulde vergilendirmedir.

2.3.4.2. Vergilendirme Dönemi ve Beyan Esası

KDV’nde vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının üçer aylık dönemleridir. Ancak Maliye ve Gümrük Bakanlığı mükelleflerin yıllık gayri safi hasılatlarına göre birer aylık vergilendirme dönemi saptaya yetkili kılınmıştır. Yine kanunda, ***ürü usulle vergilendirilen mükellefler için takvim yılı , vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar için bir ay, ithalat transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki taşımacılık işlerinde gümrük hattından geçildiği an vergilendirme dönemi olarak belirtilmiştir.

KDV’nda aksine hüküm bulunmadıkça mükelleflerin yazılı beyanları üzerine tarh olunur ve bu durum vergi kesintisi yapmakla sorumlu olanlar içinde geçerlidir. Herhangi bir vergilendirme döneminde vergiye tabi işlemleri bulunmayan mükelleflerde beyanname vermeye mecburdurlar.

Kanunda beyanname verme zamanı da düzenlenmiştir. Buna göre mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar KDV beyannamelerini, vergilendirme dönemini takiben ayın 25’inci günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermekle yükümlüdürler.(KDVK Md. 44)

2.3.4.3. Tarh İşlemleri

KDV, mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunur.

KDV, gerçek ve tüzel kişiler adına tarh olunur. Başka bir ifade ile bunlar, verginin muhatabıdırlar.(KDVK Md 44)

KDV, mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunur.(KDVK Mad.43)

2.3.4.4. Verginin Ödenmesi

Beyanname vermek mecburiyetinde olan mükellefler ile vergi kesmekle sorumlu tutulanlar, bir vergilendirme dönemine ilişkin KDV’ni, beyannameyi verme süresi içinde ödemeye mecburdurlar.(KDVK Md. 46)



2.3.4.5. Gümrük Dairelerince Alınan Katma Değer Vergisine İlişkin Hükümler

İthal sırasında alınan KDB, gümrük makbuzunda ayrıca gösterilir. Bu kanuna göre vergisi, işlemleri eksik yapılarak hiç alınmamış veya eksik alınmış KDV hakkında düzeltme işlemleri Gümrük Kanunları’na göre yapılır.



2.3.5. Usul Hükümleri

KDVK’nda usul hükümleri, fatura ve benzeri vesikaların düzenlenmesi ve kayıt düzeni konularını içermektedir. Fatura ve kayıt düzeni için ayrıca bir düzenleme, kanunda yapılmamıştır. Fatura ve benzeri vesikalardaki, VUK’nda yer alan düzenlemeler be kanun yönünden de geçerli kılınmıştır.

2.4 TEK DÜZEN HESAP PLANINDA KDV ile İLGİLİ HESAPLAR

Tekdüzen Hesap Planında KDV ile ilgili aşağıdaki hesaplara yer verilmiştir.

2.4.1. 190 Devreden Katma Değer Vergisi

Bir dönemde indirilemeyen ve izleyen döneme devreden KDV’nin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.

Hesabın alt bölümlerini KDV beyannamesine göre düzenlemekte yarar vardır.
190 01- Önceki Dönemden Devreden İndirilecek KDV
190 02- Önceki Dönemden Devreden Amortismana Tabi İktisadi Kıymet KDV
(ATİK KDV)
191- İNDİRİLECEK KDV hesabının 391- HESAPLANACAK KDV hesabı ile karşılaştırılmasından sonraki kalan bakiye bu hesaba borç kaydedilir.


2.4.2. 191 İndirilecek KDV

Her türlü mal ve hizmet alımları için ödenen veya borçlanılan KDV’nin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.

KDV beyannamesinin düzenlemesinde kolaylık sağlaması açısından alt hesapların açılışı aşağıdaki şekilde olabilir:

• 191 01- Bu Döneme Ait ATİK KDV
• 191 02- Bu Döneme Ait İndirilebilir KDV
• 191 03- Satışlardan İade ve Vazgeçilen İşlem KDV
• 191 04- Yabancı ve Diplomatlara İade

Bu hesapta aşağıda belirtilen işlemlere ilişkin yüklenilen KDV’ler takip edilir.
- Yurt içinde satın alınan her türlü mal ve hizmet için satıcılara ödenen veya borçlanılan KDV,
- Satılan malın iadesi durumunda geri gelen mala ilişkin KDV,

2.4.3. 192 Diğer KDV

Bu hesapta,

a) Teşvikli yatırım mallarının ithalinde ödenmesi gerektiği halde ödenmeyip, fiilen indirilmesi mümkün olacağı tarihe kadar ertelenen KDV,
b) İhraç kayıtlı satışlarda tahsil edilmeyen Tecil Edilebilir KDV,
c) Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara yapılan satışta;

- “İstisna Belgesi” kapsamında KDV tahsil edilmeden yapılan satışlarda, ihracat istisnasının gerçekleştiği tarihe kadar tahsil edilmeyen KDV,
- KDV’nin tahsil edilip iade için çek verildiği durumlarda indirim konusu yapılacak KDV, izlenip kaydedilir.

192- DİĞER KDV hesabının alt hesabının alt hesapları aşağıdaki şekilde açıklanabilir.:
192 01- Teşvik Yatırım İthal KDV,
192 02- Tecil KDV,
192 03- Yolcu Beraberi KDV,

Bu hesapta ;
- Teşvikli Yatırım mallarının ithalinde ertelenen KDV,

Ertelenen KDV indirilebilir duruma gelince, bu hesap alacaklandırılıp 392 hesap borçlandırılarak terkin edilir.
- İhraç kayıtlı satışlarda, alıcıdan tahsil edilemeyen KDV,

Düzenlenen KDV beyannamesinde , indirimlerden sonra ödeme çıkması durumunda tecil edilip 392 nolu hesapta izlenen KDV bu hesaba alacak verilerek, kalan bakiye iade konu edilir, (malın yurtdışı edilip mal bedeli dövizin gelmesi durumunda)
İade alınacak KDV 193- PEŞİN ÖDENEN VERGİLER VE FONLAR hesabı altında iade alınacak KDV olarak izlenir.

- • Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara KDV tahsil etmeden yapılan satışlarda tahsil edilmeyen KDV,

Satışlarla ilgili dönemin beyanname verme süresi içerisinde gümrükten onaylanıp genel ve döviz alım belgesine bağlanan özel fatura KDV’leri ihracat istisnası kapsamına alınır.

Beyanname verme süresinden sonra ulaşan özel fatura KDV’leri ödenmiş oldukları için, ilk beyannamede indirim konusu yapılır.

- Yolcu beraberi satışta tahsil edilen ancak onaylı faturanın ibrazı karşılığında gümrükteki bankadan tahsili için çek verilen KDV’de bu hesaptan izlenir.

Onaylı faturanın ibrazı karşılığında çekin ödenmesi durumunda hesaplanan KDV kadar indirim konusu yapılır.
2.4.4. 291 Gelecek Yıllarda İndirilecek KDV

Satın alınan veya imal edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlerle ilgili, bir yıldan daha uzun sürede indirilebilecek KDV’nin kaydedildiği ve izlendiği hesaptır.
ATİK KDV 2. Ve 3. Yıl taksitleri; ilk taksidinin indirim konusu yapıldığı aylarda indirileceğinden, hesap detayında bu ayrıntının izlenmesinde fayda vardır.

Alt hesaplar yıllara göre;
291 01 01- 2000/Ocak Ayı İnd. ATİK KDV
291 02 01- 2001/Ocak Ayı İnd. ATİK KDV
gibi açılabilir.

Amortismana tabi iktisadi kıymet alımları için yüklenilen Kdv’nin bir yıldan daha uzun sürede indirilecek kısmı bu defa borç yazılır.

Dönem sonunda bit yıldan daha kısa sürede indirim konusu yapılacak ATİK KDV taksitleri, 191- İNDİRİLECEK KDV hesabına aktarılarak kapatılır.

2.4.5. 292 Diğer KDV

Ertelenen , iadesi gereken veya ileride terkin edilecek KDV’nin bir yılı aşan tutarlarının kaydedildiği hesaptır.

- Alt hesapları, bir yıldan kısa vadeli 192 DİĞER KDV hesabında olduğu gibi açılabilir.
- 292 DİĞER KDV hesabının işleyişi, 192 DİĞER KDV hesabının işleyişi ile aynıdır.
- 292 DİĞER KDV hesabının karşı hesabı 492 GELECEK YILLARA ERTELENEN VEYA TERKİN EDİLECEK KDV hesabıdır.

Dönem sonlarında ise ertelemenin bir yıldan daha az bir zamana inmesi halinde 192 DİĞER KDV hesabına aktarılarak kapatılır.

2.4.6. 391 Hesaplanan KDV

Bu hesap, genel olarak mal ve hizmet teslimleri üzerinden hesaplanan KDV’lerin kaydedilip izlendiği hesaptır.

391 HESAPLANAN KDV hesabının alt hesaplarını da KDV beyannamesine göre düzenlemekte yarar vardır.
391 01- Mal ve hizmet teslimleri KDV
391 02- Alışlardan iade KDV
391 03- Fazla ve yersiz hesaplanan KDV
391 04- İndirilmiş zayi ve istisna
gibi.

Bu hesapta incelenen KDV’ler aşağıdaki gibidir.

- Teslim edilen mal veya yapılan hizmetler üzerinden hesaplanan KDV,
İhraç kaydıyla yapılan satışlarda ihracatçıdan tahsil edilmeyen KDV’de bu hesaptan izlenir.
- Satın alınan malın veya hizmetin iade edilmesinde halinde hesaplanan KDV,
- Gerçekleşmeyen veya yapımından vazgeçilen mal veya hizmetler nedeniyle hesaplanan KDV,(Ertelenen veya tecil edilen KDV’nin işlemden vazgeçilmesi veya tamamlanamaması)
- Önceki dönemde indirim konusu yapılan , KDVK Md.30’da belirtilen;

a) Vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet ifası ile ilgili alış vesikalarında gösterilen KDV,
b) Zayi olan malların alış vesikalarında gösterilen KDV,

391 Hesaplanan KDV hesabı, dönem sonlarında 191 İndirilecek KDV ve varsa 190 Devreden KDV hesabı ile karşılaştırılarak kapatılır.
Hesaplanan KDV’nin İndirilecek KDV’den daha az olması durumunda :
- Sonraki dönemlere devreden KDV doğar veya
- KDVK Md. 11, 13, 14, 15 kapsamında bir işlem varsa, indirilemeyen KDV iadeye konu edilir.

Hesaplanan KDV’nin indirim konusu yapılan KDV’den daha fazla olması durumunda da Ödenecek KDV doğar.



2.4.7. 392 Diğer KDV

Bu hesapta
- Teşvikli yatırım mallarının ithalinden doğan ve ertelenen , yatırımın tamamlanması sonucu terkin edilecek KDV,
- İhraç kaydıyla satış nedeniyle ertelenen ve ihracat işleminin gerçekleştirilmesi sonucu terkin edilecek KDV
- Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara yapılan teslimlerde
 Onaylı Özel Fatura’nın gelmemesi durumunda istisna konusu edilecek KDV,
 Onaylı Özel Fatura’nın beyanname verme süresi içinde gelmemesi durumunda ödenecek KDV takip edilir.
- • Bu hesap, genel olarak 192 Diğer KDV hesabı ile karşılıklı olarak işler.
- Hesabın işleyişi 192 Diğer KDV bölümünde anlatıldığı gibidir.
- Ertelenen veya tecil edilen KDV, işlemden vazgeçilmesi veya yerine getirilmemesi durumunda 391 Hesaplanan KDV bölümünde anlatıldığı gibi ödeme konusu yapılır ve 391 Hesaplanan KDV hesabına aktarılarak kapatılır.

392 Diğer KDV Hesabının alt hesapları 192 Diğer KDV ile karşılıklı olarak açılabilir.
392 01- Teşviki 192 Diğer KDV ile karşılıklı olarak açılabilir.
392 01- Teşviki Yatırım İthal KDV,
392 02- Tecil KDV,
3
Facebook'da Paylaş Logged
Sayfa: [1]
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC


18 Mayıs 2012, 09:30:51 Bu Sayfa 0.322 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu


DoguAkdeniz.Com
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

kapat

Linkler: Girne Amerikan Üniversitesi