Teşekkür: 0
Offline
Mesaj Sayısı: 618
|
HİTİT ÇAĞINDA ANADOLU KENTLERİ
Eski çağlara ait yerleşim yerlerini saptamak höyükler sayesinde oldukça kolay olmuştur. Höyükler eski uygarlık katlarının üst üste gelmesiyle oluşmaktadır. Bunlar arasında çeşitli zamanlarda terk edilmiş olanlar mevcut olduğu gibi en eski çağlardan günümüze kadar iskan edilmiş olanlar da vardır. Höyükler daha çok orman varlığının az olduğu, ker*** yapıların ağırlıklı olduğu bölgelerde sıkça görülmektedir. Ağacın ve ağaç yapılarının bol olduğu kıyı bölgelerinde düz yerleşim yerleri vardır. Bunların büyük bir bölümü erozyonların ve rüzgarların taşıdığı dolma toprak altında kalmıştır. Yerleşim yerleri genellikle su kaynaklarına yakın olan ve doğa koşullarının uygun olduğu yerlerde kuruluyordu. Hitit çağında bir Anadolu kenti planı, bir arkeolojik araştırma planıdır. Bu plan Konya- Karahöyük’te sürdürülmüştür. İncelenilen Asur Ticaret Kolonileri (Erken Hitit) çağına ait yerde, teras kısmın erozyon etkisi ile dolma ya da alüviyal toprak tabakasının altında kaldığı belirlenmiştir. Karahöyük’ün, zirve kısmının çapı 700 metre olması karşısında, dolma toprak altında kalmış olan kısmıyla birlikte bir kilometrenin üstünde olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde, Hitit çağının en önemli şehir surlarından bir bölüm bulunabilmiştir. Bu şehir suru, sandık duvar sisteminde bir ikiz duvar ile arkasında yan yana mekanlar ile dış kısımda belirli aralıklarla kuleler ve aralarındaki çıkıntılar ve belirli aralıklarla yinelenmesi gereken şehir kapılarından oluşuyordu. Sur yapısının birçok kulesi ve birçok şehir kapısı olduğu bilinmektedir. Ayrıca şehrin suru, güçlü taş temeller üzerine oturtulan bir ker*** yapı kompleksidir. Şehir kapılarından gelen yollar kentin merkezine ulaşıyordu. Kentin içindeki ulaşımı sağlayan yollar uzun bir gelişme sürecinin ürünüdür. Bu yollar ilk zamanlarda dar olmasına rağmen, geç çağlara doğru gittikçe genişlemekte, insan, hayvan ve arabaların rahatlıkla geçebilecekleri bir genişliğe ulaşmaktadır. Karahöyük’ün oldukça düzenli bir kent planına sahip olduğu anlaşılıyor. Şehir planı, bazen meydanlar ile birbirini kesen ve birbirine hemen hemen paralel olan yollar ve bunların arasında yan yana ve sırt sırta inşa edilmiş olan evlerden oluşuyordu. Evler çoğunlukla iki, bazen üç ya da dört odadan oluşuyordu. Sokaktan ve bir kapı ile avludan geçiliyordu. Kapılardan hiçbiri korunmamış olmakla birlikte bazen kapılara ait söve taşlarına rastlanmaktadır. Karahöyük’te evlerin duvarları çoğunlukla bazen bir bazen de iki sıra olan taş temeller üzerine konan ker***ler ile inşa edilmişti. Taş temel ile ker*** duvar arasında çamur harç kullanıldığı gibi ker***ler arasında da çamur harç kullanılmıştır. Duvarlarda çok nadir pencere boşluklarına rastlanmaktadır. Evlerin demirbaş eşyası arasında daha çok zahire ambarı olarak kullanılmış küpler dikkati çekmektedir. Evlerin mobilyası ise, ağaçtan iskemle, masa, dolap ve sandıklardan oluşmaktadır. Fakat bunlar günümüzde ele geçirilememiştir. Evlerde kullanılan eşyalar arasında da en önemli yeri, form zenginliği ve çeşitlilik gösteren seramik kaplar almaktadır. Evlerin ısınma, yemek ve ekmek pişirme gereksinmelerini çeşitli biçimlerdeki ocaklar ve fırınlar karşılıyordu. Bunların güzel örnekleri günümüze kadar ulaşmıştır. Hititlerin çok zengin bir gıda maddeleri repertuvarı olduğu bilinmektedir. Özellikle ekmek, börek, çörek ya da pasta türünden gıda maddeleri büyük çeşitlilik gösteriyordu. Alkollü içkilerin de Hititlerde önemli bir yeri vardı. Dinsel bayramlarda tanrılara şarap, bira ve diğer alkollü içkiler sunuluyordu. Bağcılık ve meyvecilik Hitit çağında Anadolu’da çok gelişmiş durumdaydı. Evlerin su ihtiyacı taşıma su ile karşılanıyordu. Evlerde genellikle tuvalet yoktur. Kent sokaklarında sık sık meydana çıkarılan çöp çukurları vardı. Hitit çağındaki kentlerin büyüklükleri nispetinde güçlü surlara sahip oluşları düşmanların ani hücumlarına ve istilaya karşı etkili bir savunma gereği ile ilgilidir. Günümüzde bazı tabletlerden (Boğazköy ve Maşat) şehirlerin savunulmasına nasıl önem verildiği, uzunca sürebilecek kuşatmalara karşı nasıl önlem alındığı görülmektedir. Bunların arasında düşman hareketlerinin gözlenmesi önemli bir yer tutuyordu. Kent kapıları akşamları kapatılıyor, sabahları açılıyordu. Halkın mal varlığının önemli bir kısmını oluşturan sığırlar ve koyunlar düşman tehlikesinin olmadığından emin olmadıkça kent dışına bırakılmıyordu. Uzun süren kuşatmalara karşı gerekli gıda maddeleri ile diğer ihtiyaç maddelerinin depolanması da güvenlik önlemleri arasında idi. Hitit hanedanının ilk başkenti Kussar’dır. Kussar kenti için en güçlü aday Aksaray’ın batısındaki Acemhöyük görülmüştür. Ayrıca Acemhöyük’te koloni ya da Erken Hitit çağına ait sarayların bulunması bu fikri desteklemiştir. Hititlerin ikinci başkenti Nesa’dır. Hititler kendi konuştukları dile “Nesaca” dediklerine göre Anadolu’da ilk Hitit yerleşiminin Nesa’da yoğunlaşmış olmuş olması gerekir. Kayseri bölgesinin doğusunda bulunan önemli bir kült merkezi de Kumanni’dir. Bu kentin klasik çağlarda Kapadokya bölgesindeki Komana ile aynı kent olduğu bir çok araştırmacı tarafından kabul edilmiştir. Komana Kayseri’nin güneydoğusundaki Şar’a yerleştirilmiştir. Şar’ın doğusundaki Elbistan-Karahöyük’ün Hitit çağıdaki Lawazantiya olması çok güçlü bir olasılıktır. Orta Anadolu’nun önemli merkezlerinden Niğde’nin Hitit çağındaki adı Nahita’dır. Daha güneydeki Ereğli’nin ise Hupisna’dır. Hitit çağında özellikle batı ve güney Anadolu’da Hititçeye çok yakın bir dil olan Luwice konuşuluyordu. Bu dilin halk tarafından Orta Anadolu’da da konuşulduğuna dair bazı işaretler vardır. M.Ö. 1. binde Batı Anadolu’daki Lidya’nın diliyle Likya’nın dili Hititçeye ve Luwiceye çok yakın akraba dillerdir. Hitit metinlerinde anılan Lukkalıların Güneybatı Anadolu’da daha sonra Likyalıların oturmuş olduğu bölgede yaşamış olması gerekiyor. Kuzeybatı Anadolu’ya ait olması gereken önemli kentlerden birinin adı Taruisa’dır. Taruisa’nın Troya’nın Hitit çağındaki adı olduğu düşünülmektedir. Boğazköy tabletlerinden anlaşıldığı üzere, klasik çağlarda Güney Anadolu’nun önemli kıyı kenti Perge’nin Hitit çağındaki adı Parha’dır. Bu durumda Perge’nin Hitit çağı tabakalarının aranması ve bulunması kaçınılmazdır. Güney Anadolu’nun önemli kentleri Çukurova’daki Tarsa ve Adaniya’dır. Çukurova’nın kuzeyindeki Toroslar ile birlikte Hitit çağındaki adı Kizzuwatna’dır. Tarsa günümüzdeki Tarsus, Adaniya ise günümüzdeki Adana’dır.
Güneydoğu Anadolu’nun Hitit çağındaki en önemli kenti günümüzde Suriye sınırında Fırat üzerinde bulunan Karkemis’tir. Hitit İmparatorluk çağında 1. Suppiluliuma tarafından kurulan ve kendi soyundan gelen bir hanedan ile yönetilen bu kent Hitit Devleti’nin Güneydoğu politikasının belirlendiği yerdir. Karkemis hiyeroglif yazıları bakımından en önemli merkezdir.
Orta Büyüklükte Bir Hitit Çağı Kentinin Nüfusu
Orta büyüklükteki bir Hitit kasabası 300 haneden oluşuyordu. Boğazköy tabletlerinden bir Hitit ailesinin en az 8-10 kişi olduğu anlaşılıyor. Bu durumda orta boydaki bir Hitit kasabasının nüfusunun ortalama 3000 kişi olması gerekiyor. Hitit çağındaki höyüklerin çoğunun çapı 300 metreyi aşmamaktadır. Kayseri civarındaki Kültepe, Aksaray civarındaki Acemhöyük ve Konya’daki Karahöyük Anadolu’nun en büyük höyükleri arasındadır. Bu kentlerin nüfuslarının 10000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. M.Ö. 2. binin ikinci yarısında Hattusa ve M.Ö. 1. binde Karkemis gibi iki metropolün nüfuslarının 30000 civarında olması gerektiği düşünülmüştür. Alıntı ile Cevapla
|